Sporcunun Sağlık İksiri Su

04 Nisan 2019
<h1>Sporcunun Sağlık İksiri Su </h1>

Su, bütün bu kimyasal olaylar için iyon kaynağıdır. Hücrelerdeki fizyolojik dağılımı ve vücudumuzdaki hücre, damar içi ve damar dışı çeşitli birimleri denetler ve korur.

Ayrıca su, hücrelerin ve organların ( kalp, kaslar, kan damarları, böbrekler, mide-bağırsak sistemi ) fizyolojik fonksiyonlarını sürdürür.

Bir sporcunun sağlıklı ve formda kalmasında su hayati bir rol oynar. Sporcular, her susadıklarında biraz fazlasıyla su içmelidirler. Ancak böylece formları için en iyisini yapmış sayılırlar.

Bir sporcu, su kaybına bağlı olarak, beden ağırlığını %2 den fazla azaltmışsa, performansı düşer, ve başarısı tehlikeye girer. Unutulmamalıdır ki, sporcular, karşılaşmalar, ya da antrenmanlarında vücut ağırlıklarını, çok kolaylıkla %2’den fazla oranda terlemeyle kaybederler.

İnsan, sıvı alımını gönüllü biçimde sınırlayabilen tek canlıdır ve kaybettiği suyu kolayca yerine koyamaz. Bu bakımdan sporculara, uzun çalışmalar sırasında, istediklerinden daha fazla su içirtmeye özen gösterilmelidir.

Beden suyu kaybı, kalbi ve kan damarlarını zorlar. Bu durum terlemeye bağlı su kaybından dolayı, kan hamcının azalmasından ileri gelir.

Bedenin şiddetli susuzluğunda ( dehidrasyon ) nabız atım sayısı ve beden ısısı yükselir. Bedenin susuzluğu sonucu ortaya çıkan bulgular arasında; yorgunluk, gevşeklik, huzursuzluk, düşük moral, isteksizlik ve beceriksizlik sezilir.

Oysa sporcuya gerekli olan üstün mücadele gücü ve moraldir. Özellikle bedenin su kaybı %2’yi geçince, sporcu aleyhine olan bu değindiğimiz bulgular daha da şiddetlenir. 

Susuzluk, çoğu zaman yeterli su içmeye karşı bir isteksizliği de birlikte getirir. İşte bu durumlarda spor hocaları daha dikkatli düşünmeli ve antrenman ya da müsabalardan önce ve sonra sporcuyu çıplak tartmayı gelenek haline getirmelidir. Spor hocası, sporcuların her zaman %2’den fazla su kayıpları konusunda kontrolü elde tutmalıdırlar. Dikkat edilirse, %2’den fazla su kaybeden sporcunun, müsabak veya yarışma öncesi ve süresince yeterli su içmediği anlaşılır. 

Su kaybı, antrenman ya da karşılaşma öncesi ve sırasında yeterli su içilmesiyle önlenebilir. Su kaybı bulguları ortaya çıkarsa, bozulmuş su dengesini düzeltmek saatler alır. Bu nedenle kişinin performansı da düşer. 

Vücuttan kaybedilen suyun yerine konmansın sporcuya öğretilmesi ve sportif aktiviteler sırasında terle yitirilen kadarının da yeniden alınması çok önemlidir.

Normal iklime sahip bir ortamda sağlıklı erişkinlere 1 ml/kcal ve sağlıklı çocuklara 1,5 ml/kcal su, günlük ihtiyaç için yeterli olmaktadır. Bu ihtiyaç hesabı; aşırı kas faaliyeti, sıcak iklim, ateşli hastalıklar, ishal, kusma, terleme, diüretiklerin kullanılmasında farklıdır. 

Fazla su içmekte tehlike var mıdır ve su şişkinlik yapar mı sorusuna hayır denmektedir. Araştırmalar, yüzme ve koşma karşılaşmalarında, beş dakika öncesinden 1 – 1,5 litre ( 4-6 bardak ) su içmenin perfomansa ters bir etki yapmadığını göstermiştir. 

Spor karşılaşmaları öncesinde veya sırasında, su içmeyi kısıtlamanın fizyolojik izahı bulunmamaktadır. 

Çok miktar su içmesinden dolayı bir sporcu rahatsızlanıyorsa, az miktarda fakat sık sık su içirilmesi tavsiye edilir. Böylece sporcunun performansı korunmuş olur. 

Spor antrenmanları veya yarışmaları sırasındaki ve öncesindeki terlemelerle kaybedilen suyun yerine konması için, oldukça bol su içilmelidir.

Sporda yitirilen bu suyu yerine koymak için, şu pratik su hesabından faydalanılabilir:


Beden Ağırlığı Azalması ( Gram )            İçilmesi Gereken Su Miktarı


300 gram                                                        2 bardak

600 gram                                                        4 bardak

2000 gram                                                      15 bardak

Herkesin Bilmesi gerekenler 

Doğadaki sularda yabancı madde, erimiş tuzlar, gazlar, kimyasal bileşikler, hastalık yapan veya yapmayan organizmalar, toprak, kil vs. bulunur. Bunların bir kısmı mikroskopla ve bakteriyolojik muayenelerle, bir kısmı kimyasal deneylerle, bir kısmı gözle ve bir kısmı da tat ve kokularıyla teşhis edilebilir.

Su bulunduğu şartlara bağlı olarak katı, sıvı ve gaz hallerinde olabilir. Yoğunluğu büyük ölçüde sıcaklığa bağlıdır. Suyun fiziksel özelliklerinden sıcaklığı, berraklığı, rengi, lezzeti, kokusu, geçirgenliği ve pH’ı oldukça önemlidir. İçilebilir nitelikteki suyun şu nitelikleri taşıması beklenir:

• Berrak olmalı,

• Renksiz olmalı,

•Kokusuz olmalı ve kendine has bir tadı bulunmalıdır.

Sıcak suyun yaraları

  •  Bedenin doğal serinletme sistemini çalıştırarak kan dolaşımını artırır.

• İç organları ve kaburga kemiklerinin etrafındaki kasları gevşetir,

• Böylelikle daha derin nefes almayı sağlar

• Mide asidi etkilerini rahatlatır

• Sulanmayı ve besinlerin emilimini arttırarak sindirime yardımcı olur.

• Kabızlığı giderir.

• Yemeklerden yarım saat önce içilen sıcak su iştahı azaltır ve kilo vermeye yardımcı olur. Çinliler 40 yaşından sonra oda sıcaklığından daha soğuk olan hiçbir şeyin vücuda alınmaması gerektiğine inanırlar. 

Suyun sıcaklığı:

Suyun kendine özgü lezzeti, özellikle sıcaklığına bağlıdır. İdeal bir sıcaklık kesin olarak söylenemese de genel olarak içme suyunun sıcaklığının 7-12 °C arasında olması beklenir. Daha sıcak suların tadı ağza yavan gelebilir ve 20 °C’den fazla sıcak sular mide bulantısına yol açabilir. Bunun tam aksi durumda ise soğuk sular mide ve bağırsak mukozasını tahriş ettiği gibi bağırsak hareketlerini durdurur ve sancıya neden olabilir.

İçilebilir su, derinden gelen toprak tabakalarından çok yavaş süzülerek yer üstüne çıktığı için genelikle soğuktur. Sıcak su mide yüzeyinde ve kanda direkt olarak emilen birkaç maddeden biridir. Beden, suyu diğer bileşenlerden ayırmak zorunda kalmaz.

Bu durum yağlı bir tavayı soğuk suda yıkamaya benzer; yağlı tavanın soğuk suyla yıkanırken yağların donup tavaya iyice yapıştığını görürsünüz, ama aynı tavayı sıcak suda yıkarsanız yağ çözülür ve kolayca temizlenir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bedenimizin ağırlığının yarısından fazlasını oluşturan su, vücudumuzda öyle bir ortam kurar ki, hücre-içi sulu ortamda sayısız ve şaşılacak kimyasal olaylar meydana gelir.

Su, bütün bu kimyasal olaylar için iyon kaynağıdır. Hücrelerdeki fizyolojik dağılımı ve vücudumuzdaki hücre, damar içi ve damar dışı çeşitli birimleri denetler ve korur.

Ayrıca su, hücrelerin ve organların ( kalp, kaslar, kan damarları, böbrekler, mide-bağırsak sistemi ) fizyolojik fonksiyonlarını sürdürür.

Bir sporcunun sağlıklı ve formda kalmasında su hayati bir rol oynar. Sporcular, her susadıklarında biraz fazlasıyla su içmelidirler. Ancak böylece formları için en iyisini yapmış sayılırlar.

Bir sporcu, su kaybına bağlı olarak, beden ağırlığını %2 den fazla azaltmışsa, performansı düşer, ve başarısı tehlikeye girer. Unutulmamalıdır ki, sporcular, karşılaşmalar, ya da antrenmanlarında vücut ağırlıklarını, çok kolaylıkla %2’den fazla oranda terlemeyle kaybederler.

İnsan, sıvı alımını gönüllü biçimde sınırlayabilen tek canlıdır ve kaybettiği suyu kolayca yerine koyamaz. Bu bakımdan sporculara, uzun çalışmalar sırasında, istediklerinden daha fazla su içirtmeye özen gösterilmelidir.

Beden suyu kaybı, kalbi ve kan damarlarını zorlar. Bu durum terlemeye bağlı su kaybından dolayı, kan hamcının azalmasından ileri gelir.

Bedenin şiddetli susuzluğunda ( dehidrasyon ) nabız atım sayısı ve beden ısısı yükselir. Bedenin susuzluğu sonucu ortaya çıkan bulgular arasında; yorgunluk, gevşeklik, huzursuzluk, düşük moral, isteksizlik ve beceriksizlik sezilir.

Oysa sporcuya gerekli olan üstün mücadele gücü ve moraldir. Özellikle bedenin su kaybı %2’yi geçince, sporcu aleyhine olan bu değindiğimiz bulgular daha da şiddetlenir. 

Susuzluk, çoğu zaman yeterli su içmeye karşı bir isteksizliği de birlikte getirir. İşte bu durumlarda spor hocaları daha dikkatli düşünmeli ve antrenman ya da müsabalardan önce ve sonra sporcuyu çıplak tartmayı gelenek haline getirmelidir. Spor hocası, sporcuların her zaman %2’den fazla su kayıpları konusunda kontrolü elde tutmalıdırlar. Dikkat edilirse, %2’den fazla su kaybeden sporcunun, müsabak veya yarışma öncesi ve süresince yeterli su içmediği anlaşılır. 

Su kaybı, antrenman ya da karşılaşma öncesi ve sırasında yeterli su içilmesiyle önlenebilir. Su kaybı bulguları ortaya çıkarsa, bozulmuş su dengesini düzeltmek saatler alır. Bu nedenle kişinin performansı da düşer. 

Vücuttan kaybedilen suyun yerine konmansın sporcuya öğretilmesi ve sportif aktiviteler sırasında terle yitirilen kadarının da yeniden alınması çok önemlidir.

Normal iklime sahip bir ortamda sağlıklı erişkinlere 1 ml/kcal ve sağlıklı çocuklara 1,5 ml/kcal su, günlük ihtiyaç için yeterli olmaktadır. Bu ihtiyaç hesabı; aşırı kas faaliyeti, sıcak iklim, ateşli hastalıklar, ishal, kusma, terleme, diüretiklerin kullanılmasında farklıdır. 

Fazla su içmekte tehlike var mıdır ve su şişkinlik yapar mı sorusuna hayır denmektedir. Araştırmalar, yüzme ve koşma karşılaşmalarında, beş dakika öncesinden 1 – 1,5 litre ( 4-6 bardak ) su içmenin perfomansa ters bir etki yapmadığını göstermiştir. 

Spor karşılaşmaları öncesinde veya sırasında, su içmeyi kısıtlamanın fizyolojik izahı bulunmamaktadır. 

Çok miktar su içmesinden dolayı bir sporcu rahatsızlanıyorsa, az miktarda fakat sık sık su içirilmesi tavsiye edilir. Böylece sporcunun performansı korunmuş olur. 

Spor antrenmanları veya yarışmaları sırasındaki ve öncesindeki terlemelerle kaybedilen suyun yerine konması için, oldukça bol su içilmelidir.

Sporda yitirilen bu suyu yerine koymak için, şu pratik su hesabından faydalanılabilir:


Beden Ağırlığı Azalması ( Gram )            İçilmesi Gereken Su Miktarı


300 gram                                                        2 bardak

600 gram                                                        4 bardak

2000 gram                                                      15 bardak

Herkesin Bilmesi gerekenler 

Doğadaki sularda yabancı madde, erimiş tuzlar, gazlar, kimyasal bileşikler, hastalık yapan veya yapmayan organizmalar, toprak, kil vs. bulunur. Bunların bir kısmı mikroskopla ve bakteriyolojik muayenelerle, bir kısmı kimyasal deneylerle, bir kısmı gözle ve bir kısmı da tat ve kokularıyla teşhis edilebilir.

Su bulunduğu şartlara bağlı olarak katı, sıvı ve gaz hallerinde olabilir. Yoğunluğu büyük ölçüde sıcaklığa bağlıdır. Suyun fiziksel özelliklerinden sıcaklığı, berraklığı, rengi, lezzeti, kokusu, geçirgenliği ve pH’ı oldukça önemlidir. İçilebilir nitelikteki suyun şu nitelikleri taşıması beklenir:

• Berrak olmalı,

• Renksiz olmalı,

•Kokusuz olmalı ve kendine has bir tadı bulunmalıdır.

Sıcak suyun yaraları

  •  Bedenin doğal serinletme sistemini çalıştırarak kan dolaşımını artırır.

• İç organları ve kaburga kemiklerinin etrafındaki kasları gevşetir,

• Böylelikle daha derin nefes almayı sağlar

• Mide asidi etkilerini rahatlatır

• Sulanmayı ve besinlerin emilimini arttırarak sindirime yardımcı olur.

• Kabızlığı giderir.

• Yemeklerden yarım saat önce içilen sıcak su iştahı azaltır ve kilo vermeye yardımcı olur. Çinliler 40 yaşından sonra oda sıcaklığından daha soğuk olan hiçbir şeyin vücuda alınmaması gerektiğine inanırlar. 

Suyun sıcaklığı:

Suyun kendine özgü lezzeti, özellikle sıcaklığına bağlıdır. İdeal bir sıcaklık kesin olarak söylenemese de genel olarak içme suyunun sıcaklığının 7-12 °C arasında olması beklenir. Daha sıcak suların tadı ağza yavan gelebilir ve 20 °C’den fazla sıcak sular mide bulantısına yol açabilir. Bunun tam aksi durumda ise soğuk sular mide ve bağırsak mukozasını tahriş ettiği gibi bağırsak hareketlerini durdurur ve sancıya neden olabilir.

İçilebilir su, derinden gelen toprak tabakalarından çok yavaş süzülerek yer üstüne çıktığı için genelikle soğuktur. Sıcak su mide yüzeyinde ve kanda direkt olarak emilen birkaç maddeden biridir. Beden, suyu diğer bileşenlerden ayırmak zorunda kalmaz.

Bu durum yağlı bir tavayı soğuk suda yıkamaya benzer; yağlı tavanın soğuk suyla yıkanırken yağların donup tavaya iyice yapıştığını görürsünüz, ama aynı tavayı sıcak suda yıkarsanız yağ çözülür ve kolayca temizlenir.

 

Whatsapp Destek Hattı x İletişime geçmek için hemen tıklayınız Tıklayınız
T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.